Yazı Detayı
01 Mart 2016 - Salı 17:49
 
SAİD ÖZDEMİR AĞABEY'DE HAKİKAT ARAYIŞI
Prof. Dr.Musa Kazım YILMAZ
musakazimyilmaz@gmail.com
 
 

Said Özdemir Ağabey… Nam-ı diğer Tillolu Said… Hayatını Kur'an'a ve imana vakfeden bir adam… Risale-i Nurun neşri uğruna 10 kez hapse giren âlim…
Hayatını okudum. Çok sıkıntılı günler yaşamış Said ağabey… Onun hayatı bir kitapla anlatılır ama belki de bir tek cümleyle ifade edilebilir. Bana göre Said Özdemir Ağabeyin hayatını hülasa edecek cümle şudur: "Said Ağabey, Risale-i Nurun neşri için Üstad'tan aldığı emri yerine getirmek üzere her şeyi göze almıştı."
Nitekim Risalelerin sırayla basımını yapan Said Özdemir sıra Tarihçe-i Hayat'a gelince basılacak nüshayı Üstada götürür. Üstad: "Said Kardeş Tarihçe-i Hayat çok mükemmel olmuş. Hatta 20 mecmua kuvvetinde oldu. Sen Tarihçe-i Hayat'ı basarsan hapse gireceksin. Eğer hapsi kabul ediyorsan götür bastır" der. Said Özdemir de "kabul ediyorum" der. Said Özdemir oradan ayrılınca Üstad talebesi Bayram Yüksel'e "Bu kitap 10 ordu kuvvetinde olmuş" der. Said ağabey Trihçe'nin basılması sebebiyle 10 ay hapis yatar.
Üstadın her bir talebesi, tıpkı parlak cisimlerin güneşten aldıkları ışıklar misali, Üstad-ı muhteremlerinden kabiliyetine göre feyz almışlardır. Hatta denilebilir ki, her talebe üstadın bir yönüne daha çok mazhariyet kesp etmiştir. Benim anladığım kadarıyla Said Özdemir Ağabey'de şu meziyetler daha çok öne çıkmıştır: O hep hakikatın peşinde koştu. Hiçbir gün şahsını nazara vermedi ve daime neşriyat için çalıştı.
Hakikat Arayışı
Esasen Said Ağabey, dine ve dindarlara karşı himâyetkârâne bir taraftarlık, şefkat ve fedakârlık hissine sahipti. Bu his, onun fıtratında var olan hakikat arayışının bir tezahürüdür. Bunu iki şeyden anlamak mümkündür:
Birincisi Said Ağabey, henüz Üstad'la tanışmadan önce, ahir zaman fitnesinin dehşetinden ve gittikçe zamanın bozulmasından endişe ederek Hicaza, yani Mekke veya Medine'ye gitmek istemişti. Amacı başta kendisinin sonra da çocuklarının uhrevi hayatlarını kurtarmaktı.
Türkiye'nin manevi havasının kendisini bunaltması üzerine, çocuklarının bozulmalarını önlemek için Mekke veya Medine'ye gitme arzusu, o zaman birçok Anadolu insanında mevcut idi. Aslında bu sıradan ve son derece masumane bir arzu idi. Türkiye'den ayrılıp Hicaz'a yerleşmek isteyen çok insan olmuştur. Nitekim Türkiye'de cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte İslam'a ve Kur'an'a karşı gösterilen tepkiler üzerine birçok insan Hicaz'a gitmek için yola çıkmışlar; bazıları muvaffak olmuş, bazıları da olmamıştır.
Said Ağabey de Hicaz'a yerleşmeye karar vermiş ve bunun için hemen eşyalarını ve kitaplarını satmaya başlamıştı. Eşyalarının bir kısmını satmış fakat dinî kitapların satışı ağır gidiyordu. Kitapları satmak üzere Ankara Zinciriye camisine gidip orada kitaplarını satmaya karar verir. Fakat camide de kitapların müşterisi pek çıkmaz. Bunun üzerine Said ağabey kitapları bedava dağıtmak ister. Nevar ki, kitapların ehliyetsiz kimselerin eline geçmemeleri için kitapların sonuna şöyle bir not yazar:
"Bu kitabı alan kişi 15 gün okusun. Sonra başka birisine versin. Eğer başka birisine vermezse her gün için 10 kuruşu bir fakire versin."
Doğrusu Said Ağabeyin kitapları için böyle bir çözüm bulması oldukça bana enteresan geldi. Sanki Said Ağabey, kader-i ilahinin sevkiyle, hem zihninde, hem dağarcığında, hem de evinde Risale-i Nura yer hazırlamakla meşguldü.
İkinci emare de meczup bir zatla tanışmasıdır. Said Ağabey, ahir zaman Müslümanlarının bir mehdi beklediklerini biliyordu. Kendi âleminde, böyle bir insanın çıkması halinde kesinlikle onun hizmetine gireceğini düşünüyordu.
Said Ağabey, Diyanet'te çalıştığı dönemlerde İskender Göçer adında, yol mühendisi bir adamla tanışır. İskender Göçer, "harika şeyler gördüğünü, bütün peygamberlerin hayatlarını gözlerinin önüne getirildiğini, hangi peygamber nerede, nasıl mücadele ettiğinin kendisine gösterildiğini, sürekli manevi telkinat aldığını, Âl-iBeyt'in kendisiyle irtibatlı olduğunu, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in kendisine harp talimi yaptırdığını, Hz.Aişe ve Hz. Fâtıma'nın da kendisine cübbe ve takke giydirdiklerini ve ileride mehdi olacağını, Mekke'den çıkıp bütün dünyayı ıslah edeceğini" Said Ağabeye anlatır.
Said Özdemir suret-i haktan görünen bu adamı dinleyince anlattıklarının İslam'a aykırı olmadığını düşünür, "Madem bu mehdi olacak ben de onun yanında vazife görürüm" der. Göçer'den çok etkilenen Said Özdemir Ağabey adeta şeyh mürit gibi olurlar. Bu münasebet iki yıl kadar sürer. Onunla beraber gezer, dolaşır. Fakat Said Ağabey, Göçerle Konya'ya gider ve orada onun anlattıklarından kuşku duymaya başlar. Çelişkili sözler söylemeye başlayan Göçer'den şüphelenir ve dualar ederek ondan kurtulmak için Allah'tan yardım ister.
Nihayet Said Ağabey, Muhterem pederi ve İskender Göçer'le birlikte Üstad'la görüşmeye giderler. Üçü Üstad'la görüşmeyi beklerlerken, Ceylan çalışkan Ağabeyin "Üstadım acele sizi istiyor. Yalnız üç kişi değil, iki kişi geleceksiniz" demesiyle birlikte Üstadı ziyaret etmiş olurlar. Böylece Meczup olan İskender Göçer'den de kurtulmuş oldular.
Said Özdemir Ağabeyin üstada, "Üstadım, ben Hicaza gitmek istiyorum" demesi üzerine Üstad bunun sebebini sormuş, Said Ağabey de, "Efendim, memleketin halini görüyorsunuz. Gittikçe daha fenalaşacak gibi görünüyor. Orada olsa çocuklarım da kurtulur, ben de kurtulurum" der. Üstad ise hem Said Ağabeyye hem de onun gibi düşünen herkese şu manidar cevabı vermiştir:
"Kardeşim, 'Ben Hicaz'da olsaydım buraya gelirdim. Âlem-i İslâm kapısının kilidi Türkiye'dir. Bu kilit açılınca âlem-i İslam'ın kilidi açılacak. Buradan gitmek, harpten kaçmak gibidir. Harpten kaçmak ise kebairdendir. Buradan gitmek için sana izin yok."
Şahsını nazara Vermemesi
Kanaatimce Said Özdemir Ağabeyin en önemli özelliği, kendisini asla nazara vermemesidir. Deyim yerindeyse Said ağebey Üstadında ve Risale-i Nur'da fanileşmişti. Bir toplantıda, bir mecliste, bir ders halkasında ya da bir televizyon programında sürekli Üstadı ve Risale-i Nurları nazara verir ve kendi şahsını, üstad'la olan ilişkilerini ve hatıralarını pek anlatmaz. Hatıra anlatmak yerine Risale-i Nur'dan bir ders okumayı tercih ederdi.
Bu özellik bütün ağabeylerde vardı. Ben Diyarbakır İmam-Hatip Lisesinde okurken Hülûsi Ağabey birkaç defa Diyarbakır'daki 10 numaraya gelmişti. Onu dinleme fırsatım olmuştu. Bir gün dersten sonra Diyarbekirli bir Ağabey, "Abi, bize Üstad'tan bazı hatıralar anlatmak istemez misin? Risale-i Nur'u nasıl tanımış oldunuz? Üstad'la ne zaman görüştünüz?" şeklinde bazı isteklerde bulundu. Hülûsi Ağabey şöyle dedi: "Bakınız kardeşler, Üstadımız 'Bir risaleyi okumak on kere benimle görüşmekten daha istifadelidir' diyor. Bütün Mektubat benimle Üstadım arasında geçen hatıralardır. Onu okursanız yeterlidir." dedi., Said Özdemir Ağabey de tıpkı Hülûsi Ağabey gibi nazarları hep Risale-i Nur'a çeviriyor, kendisini nazara verir korkusuyla Üstadıyla yaşadığı anıları bile zor-bela anlatıyordu.
Üstadından aldığı hizmet terbiyesi ve hizmet aşkının, tevazuun ve Üstadına bağlılığın bir nişanesi olan bu güzel ahlakı, Said Ağabeynin bütün sohbetlerinde görebiliriz. Gerek Tv'de gerek dershanelerde kaydedilen sohbetlerini izlediğimiz zaman Onun hep bir kitaptan ders yaptığını görürüz. Hatta Said Özdemir Ağabeyin hayatını kaleme alan Erol Öztürkçi Bey'in, kitabın önsözünde zikrettiği şu ifadeler, tevazuun, Said Ağabey'de zirvede olduğunu göstermektedir: Diyor ki:
"Said Ağabey, hayatta iken kendisinden sitayişle söz eden bir kitabın yazılmasına izin vermek istemedi. Ancak biz, üstadı anlamak için kendisini anlatacağımızı söyleyince, kitabın hazırlanmasına izin vermiş oldu."
Benim açımdan bu söz çok dikkat çekiciydi.
Said Ağabey'in bir sohbetini izlemiştim. Orada Üstad'ın Barla Hayatı adlı kitabını eline almış ve derse başlamadan önce Üstadın Barla'daki sıkıntılı hayatını anlatıyordu.
Şöyle diyordu: "Üstad burada çok sıkıntı çekmiş ki, Allah onu ihlâslı amellere muvaffak etsin. Çünkü bir Müslüman ne kadar sıkıntı çekerse, sabretmek şartıyla, ameli de o kadar halisen livechillah olur ve ihlâslı amele muvaffak olur."
Nur içinde yatsın. Memleketin başı sağolsun…

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
KURAN KURSLARINI KAPATMADIĞI İÇİN GÖREVDEN ALINAN VALİ
HALİFE MANSUR VE NUHADDİS EZHER ES-SEMMÂN
TÜRKİYE-ABD DOSTLUĞU VE ERDOĞAN
TERÖRÜ BİTİRMEK
ERDOĞAN’IN 15 TEMMUZDAN SONRA HALKI MEYDANLARDA TUTMASININ HİKMETİ
AK PARTİ, YENİ DÖNEMDE NE YAMALI?
ESED’İN EMRİYLE HAMA KATLİAMINA KATILAN BİR SUBAYIN İTİRAFLARI
SAYIN CUMHURBAŞKANI NE YAPMALI?
4+4+4’E YAPILAN BİR İTİRAZIN ÖYKÜSÜ
SON DARBE GİRİŞİMİYLE SAF DEĞİŞTİREN POLİTİKACILAR
BELLİ Kİ PEYGAMBER’İ TANIMIYORLAR
NUR TALEBELERİ YÜKSEK SESLE “EVET” DEDİLER
DÜNYANIN FANİLİĞİ
TÜRKİYE PRANGALARINDAN KURTULACAK
MÜSLÜMAN’IN VE ÜMMETİN GÜVENLİĞİ (2)
MÜSLÜMAN’IN VE ÜMMETİN GÜVENLİĞİ (1)
REFERANDUMDA TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YANINDA YER ALMAK
MÜBAŞİR İSMAİL'İN ZEKÂSI
TRAMP NE YAPMAK İSTİYOR?
VALİ TARAFINDAN İMAMA VERİLEN ÖDÜL
İKTİDARIN 15 YILDA YIPRANMAMASI VEYA MUHALALEFETİN YERİNDE SAYMASI
ÜMMETİN VE FERDİN GÜVENLİĞİ
TÜRKİYE’DE HÜKÜMET OLMAK VE MÜHALİF OLMAK
BATI TÜRKİYEDEKİ TERÖRÜ NEDEN DESTEKLİYOR?
BİR SORU BİR CEVAP
RUS BÜYÜKELÇİSİNE YAPILAN SU-i KAST’IN ARKA PLANI
YANAN KUR'AN KURSU ÜZERİNDEN CEMAATLERE YAPILAN SALDIRILAR
ZÜHD VE TAKVA
BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR HAAKINDA YAZILAN MESNETSİZ VE GAYRİ İLMİ RAPOR (2)
BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-i NUR HAKKINDA DİYANETE RAPOR YAZAN İLAHİYATÇILARA CEVAP
BU AYETTE BİZİM İÇİN ÇOK SIRLAR VE HİKMETLER VARDIR
AMERİKALALILAR TÜRKİYE’DEN KORKTULAR
Vekâlet Savaşları ve Türkiye
PROf. DR. SUAT YILDIRIM'IN MART 2016'da GÖNDREDİĞİ MAİL VE BENİM ONA GÖNDERDİĞİM CEVAP
DÜNYA VE AHİRETİNİ FEDA EDEREK BAŞKASININ İMANINI KURTARMAYA KOŞAN ADAM
İLAHİYAT HOCALARI VE NURCULUK HAREKETİ
BEDİÜAAZAMAN'I GÜLEN VEYA İSLAMOĞLU İLE MÜKAYESE ETMEK…
FETÖ'NÜN DEVLETİ TESLİM ALMASI TIPKI MOĞULLLARIN ANADOLUYU İSTİLASINDA YAŞANAN REZALETLERİ ANDIRIYOR
HAYRETTİN KAAMAN HOCAM'IN FETÖ LİDREİ HAKKINDA ÖNEMLİ BİR TESPİTTİ
İHSAN SÜREYYÂ HOCAMIN HATIRLATTIKLARI
ALLAH İMHAL EDER AMA İHMAL ETMEZ
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ KİMİN İŞİNE YARADI?
1.VE 2. DARBE GİRİŞİMİYLE YAPILMAK İSTENENLER
CEMAAT VE GİZLİ TEŞKİLAT
TAKVA SAHİPLERİ VE ŞEYTAN
MUCİZVÎ YARATMA SANATI VE BAZI HOCALAR
GEZİ OLAYLARI VE KATİL MEDYA
HIYANETİN CEZASI MI?
ÖRNEK MÜSLÜMAN
AHMED HOCA VE HAAKU'L-YAKÎN
HARUN REŞİD’İN SON ANLARI
KADIN DEYİP GEÇMEYİN
OYUNCAKÇI
KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM, ESKİ TÜRKİYE YOK
RESÛLÜLLAH'IN (S) MECLİSİ
Risale-i Nurların Yeni Harflerle Basımı
SAİD ÖZDEMİR VE RİSALE-İ NURLARIN SADELEŞTİRİLMESİ
IRKÇILIK BELASI
MEHMET KIRKINCI HOCA EFENDİ
YİĞİT BİR ALİM SAÎD B. MÜSEYYEB
RESÛLÜLLAH'IN (S.A.V) ŞEMÂİLİNDEN…
RIZIK İKİDİR
DAVAMIZA NE KADAR BAĞLIYIZ?
YENİ BİR ÇÖZÜM SÜRECİ BAŞLAYABİLİR Mİ?
HER ŞEYDE MUTLAKA BİR HAYIR VARDIR
Haccâc-ı Zâlim ve Enes b. Mâlik el-Ensârî (r)
Doğru ve Yanlış Kültürler
TÜRKİYE-RUSYA KRİZİ BİZE NELER ÖĞRETTİ?
HALİD B. VELİD'İN MÜSLÜMAN OLUŞU
BU YAZIYI OKUMAYIN!
Namaz kılmamanın ya da Namazı terk etmenin hükmü
MUTE GAZVESİNDE RESûLULLAH'IN (S) TALİMATLARI
ALIŞ-VERİŞ AHLAKI
RAMAZAN ORUCUNUN ÖNEMİ
FİTREYİ BUĞDAYDAN VEREBİLİRLER Mİ?
MAKAMLAR VE İHLÂS
KÜRT MEDRESELERİNE GENEL BIR BAKIŞ
Kürtlerde Dini Ve Miilî Gelenekler (2)
RİSALE-İ NUR'UN TELİF MERKEZİ BARLA
KÜRTLERDE DİNİ HAYAT
SÜHREVEDÎ EL-MAKTÛL (Salahaddin Döneminde Yaşanan Acı Olay)
NE ÇABUK YEDİNCİ YAŞIMIZA GİRDİK!
ARAPLARIN CÖMERTLİĞİ
BAŞKASININ İMANINI KURTARMAYA KOŞAN ADAM (I) (1873-23 Mart, 1960)
ALİ B. EBÛ TÂLİB'İN, VALİLERİNE GÖNDREDİĞİ MEKTUPLAR
İhlâs ve Niyet İlişkisi
ARAR REJİM ELEMANLARI YARIŞ İÇİNDELER
GEZİNİN MENHÛS RUHUYLA İRTİBATLANDIRILAN ÖZGECAN CİNAYETİ
İBLİSLE GÜREŞEREK İHLÂSI KAZANMAK VEYA KAYBETMEK
GÖRÜLMEYEN PEYGAMBER RÜYASI
ALGI OPERASYONLARINA DEVAM EDİLİYOR
Hz. Peygamber'e (s.a.v) Hakaret
PARİS KATLİAMI VE HİLÂFET
YÜCE DİVAN'IN ARKASINDA NE VAR?
HZ. PEYGAMBER'İN (S) AMCASININ SMİMİYETİ
ABDÜLKADİR BADILLI AĞABEY
17 ARALIK UNUTULMAMALI
ERGENEKON'UN MASUM SANIKLARI
KÜRTLER'İN İSLÂM'A BAĞLILIKLARI
NANKÖR İNSANLAR VE DUA EDEN MÜMİNLER
İSLAM LİMLERİ ŞANLIURFA'DAYDI
BATI'NIN KALLEŞ MEDYASI
ÜMMETİN ALLAMESİ ABDULLAH B. ABBÂS'IN İBRETLİ HAYATI
İSLAM'IN SİYASETİ VE HİCRET
İHLÂSLI İNSANLAR VE İBLİS
KÜRTLER KAZANIMLARINI KAYBETMEK İSTEMİYORLAR
TEHDİTLE VE ŞANTAJLA BARIŞ OLMAZ
BİZİ BİRLEŞTİREN AHİLİKTİR
HEM CAMİDEN OLMAK HEM KİLİSEDEN…
HAYAL KIRIKLIĞI YŞANAN BİR KURULTAY
ŞU HALE BAKIN!
İBRET DOLU İKİ TARİHÎ BELGE
HÜSRAN !
ASLINDA MUHALEFET LİDERLERİ ÇOK AKILLILAR!
ARA REJİM ADAYI
Hz. Ali'nin (r.a)'nin Hz. Ebû Bekir ve Ömer (r.a) Hakkındaki Senâkârâne Sözleri
ÜÇ AYLAR BAŞLAYALI, SİYASET YAZMAYAYIM DİYORDUM AMA…
FİTNE VE SAVAŞ
FELAKET VE SİYASET
ANNELER GÜNÜ VE EVLATLARIN ANNE- BABA ÜZERİNDEKİ HAKLARI
Helal ve Haram Rızık
CHP, CEMAAT, AKREP VE KAPLUMBAĞA
RİSALE-İ NURLAR YASAKLANIYOR MU?
TÜRKİYE DEĞİŞİYOR MU?
URFA'DA 1.CELALETTİN GÜVENÇ DÖNEMİ
İNSAN ÇEYREK ASIRLIK HOCASINA BU KADAR TERS DÜŞER Mİ?
DUYDUĞUMDA KULAKLARIMA İNANAMADIM
MUHALEFET NE YAPIYOR?
AK ADAM ŞANLIURFA'DA
DEHŞETE KAPILDIM
BİR MASUM ZARAR GÖRECEKSE BİR CANİ BİLE ÖLDÜRÜLMEZ
HZ. HASAN'IN, BABASI HZ. ALİ'YE SİTEMLERİ
MÜSLÜMANLAR BİRBİRİLERİYLE BOĞUŞURKEN FIRSATÇI İSRAİL BOŞ DURMUYOR
HZ. HSAN'IN (R.A) MERHAMETİ
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Şanlıurfa Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları başarılı mı?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
"Ya yıldızların Her biri bir mühendistir veya onları yapan bir mühendis vardır!.."


Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı