Yazı Detayı
16 Kasım 2014 - Pazar 14:19
 
HAYATIN UNUTULMUŞ RENKLERİ
Mehmet ERCAN
mehmetercan63@hotmail.com
 
 

Hayat ne tuhaf dostlar, insan bazen elinde ne çok kıymetli hazineler olduğunu çevresindeki insanların eksiklerini görünce daha iyi anlıyor. Belki de her gün geçici olarak bir uzvumuzu kullanmaktan mahrum bırakılsak, onların değerini daha iyi anlayıp, elimizdekilerle mutlu olmayı başarabiliriz.
Geçenlerde yaklaşan 3 Aralık Dünya Engelliler günü münasebetiyle Karaköprü Engelsiz Yaşam Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde görevli bir arkadaşım, Piazza Avm de bir gösteri planladıklarını ve bu gösteride küçük bir tiyatro oyunu düşündüklerini, bir tiyatrocu olarak benim de bir katkı sunup, sunamayacağımı sordu. Konu engelliler olunca seve seve kabul ettim. Tabiî ki ilk şartım, merkezde tiyatro oyununda rol alacak olan engelli öğrencileri görmem oldu. Yeteneklerine göre rol belirlemem açısından bu benim için önemliydi.
Pazar günü, önce görevli olduğum okuldaki hafta sonu kursuna gittim. Dersim biter bitmez. Arkadaşım geldi ve bu defa birlikte Karaköprü Engelsiz Yaşam Bakım ve Rehabilitasyon Merkezine gittik. Zihinsel engelliler için şehrin dışında görkemli bir bina yaptırmış devletimiz. Düşkün ve güçsüz insanlara böyle bir hizmette bulunduğu için içimden binlerce defa gurur duydum büyük devletimizle. İyi yaşamak belki her insanın hakkı fakat en çok da güçsüz ve düşkün insanların hakkı olması gerektiği düşüncesinde olmuşumdur hep.
Engelsiz Yaşam Merkezinde kalan tüm öğrencilere guruplar şeklinde kalabilecekleri evler inşa edilmiş, ortada da idari bina vardı. Biz idari binaya gittik. Tabi idari binaya varmadan merkezdeki engelli öğrenciler bizi kapının hemen yanında karşıladı. Aslında altın yürekli olan bu insanlar, insanı en değerli varlık yapan akıl yönünden noksanlardı diğer adıyla zihinsel engelliydiler. Bunu yazmak o insanları hor görmek ya da aşağılamak anlamında görülmesin, sonuçta onların rahatsızlığına bir tanım getirmek gerekiyor. Ve ben bu yazıyı yazarken onları incitmeden yazılacak bir tanım bulmakta ne kadar zorlandığımı anlatamam.
Arkadaşım işte tiyatro öğretmeniniz, demişti. Hepsi farklı yaşlardaki bayanlardan oluşan Engelsiz Yaşam sakinleri belki de aylarca dışarıdan gelecek farklı bir yüze, sese hasret kaldıkları için beni hiç yadırgamamışlardı. Hocamız ve diğer arkadaşları büyük özveriyle onlara hizmet ediyor, onları kırmamak için elinden gelen tüm çabayı sarf ediyorlardı. Arkadaşım, sağ olsun önceden onlara iki halkoyunu figürü öğretmişti.
Ben de bu halk oyunlarına birkaç tane Dünya Engelliler Günü ile ilgili slogan eklemiştim. Zaten uzun soluklu bir oyunu yapabilmeleri hem uzun zaman alır; hem de uzun uğraş gerektirirdi çünkü birçoğu okuma yazma dahi bilmiyordu. Sevgi verdiğin takdirde, karşılığında anında sevgi alabileceğin saf temiz insanlar görmüştüm orada. Onların başına gelen bizim de başımıza gelmeyecek diye hiçbir garanti yok. Ve onlar kendilerine kurduğu dünyada yalnız değil, diğer insanların desteğiyle yaşamak ve ayakta kalmak istiyorlardı.
Bizler dünya meşakkatine o kadar kapılmışız ki; başımızı kaldırıp hemen yanı başımızda yaşanan olaylardan bile bihaberiz. Orada çalışan arkadaşım olmasa belki; böyle bir kurumun varlığından bile haberim olmayacaktı.
Devletimizin sağladığı imkânlara bakılırsa, hiçbir ihtiyaçları olmayan bu insanların sadece kendilerinden ilgiyi eksik etmeyen yakınlarına ve onlara sevgisini verecek başka insanlara ihtiyaç duymaları kadar doğal bir şey yok. Bizler eğer orada kalan insanların aslında bizim insanımız olduğunu düşünüp, hiçbir şey yapamasak da yılda bir onları ziyarete gitsek ne çok mutlu olurlar. Hem belki elimizdekilerin değerini anlamamız açısından da yapılması gerekli olan bir ziyaret diye düşünüyorum.
O gün, hasta da olsam gayriihtiyarî gittiğim Karaköprü Engelsiz Yaşam Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinden hayat hakkında çok büyük dersler aldım. Orda kaldığım bir saat içinde birçok öğrencinin ismini öğrendim. Daha doğrusu isimlerini bana benimsetmek için durmadan tekrar ettirdiler. Çıkışta, "tekrar geleceğim" diye söz verdikten sonra beni kapıya kadar uğurladılar.
Şimdi aslında bizden çok da uzak olmayan, hemen yanı başımızda, bizim başımıza gelmeyeceğini düşündüğümüz bir dünya var.
Orda yaşayan Halime, Ayşe, çiğdem ve Salihalar var. Onlar engelli fakat yüreklerindeki sevgi ve hoş görü inanın hiçbir engel tanımıyor. Ve kendilerine bakan bir devletleri zaten var, bizdense sadece sevgi ve ilgi bekliyorlar.
Lütfen şimdiden 3 Aralık Dünya Engelliler Gününü bir yere not edin ve Piazza Avm deki gösterilerinde bulunun. O zaman siz de hayatın unutulmuş renklerinin ne kadar da hayat dolu olduklarını göreceksiniz.

 
Etiketler:
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Şanlıurfa Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları başarılı mı?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.


Konfüçyus
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı