Yazı Detayı
30 Ocak 2015 - Cuma 11:52
 
HASTANE GÜNLÜĞÜ ( 2 )
Mehmet ERCAN
mehmetercan63@hotmail.com
 
 

Önceki yazımda size Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki bir günümün bir bölümünü anlatmıştım.
Bugünse kalan kısmını anlatacağım umarım ilk bölüm gibi ikinci bölüm de ilginizi çeker.
En son hasta sahiplerinin araçlarının plakalarının anonslarından bahis etmiştim. Benim aracımın plakası da anons edildikten sonra, hastamı geride bırakarak hemen aracın yanına gittim.
Önümdeki polis aracı gittiği için benim aracımın da oradan çekilmesi haklı bir sebebe dayanıyordu. Polise gittim önce, aracımın özürlü aracı olduğunu ve hastam olduğundan bana bir park yeri bulmamda yardımcı olmasını rica ettim.
Bana güvenlik görevlisinin yardımcı olabileceğini söyledi. Bu defa güvenlik görevlisine yöneldim. O da danışmadaki güvenlik görevlisine yönlendirdi beni. Bu defa araçla danışmaya yöneldim. Güvenlik görevlisi yerinde yok.
Arkamdaki araç durmadan korna çalıyor. İlerledikçe ilerledim. En sonunda kendimi hastane dışında eczanelerin önünde buldum.
Sağ olsun eczacı kalfasından rica ettim "tamam abi aracına bir şey olmaz" dedi. Koca yokuşu yanımda iki çocukla inmeye başladım. Yolda bir başka güvenlik görevlisi buldum o da hastane dışına çıkıyordu. "Beni bu halimle yordunuz, normalde kurum olarak özürlü insanların yaşamını kolaylaştırmanız gerekmiyor mu" dedim.
Adam bir süre sessiz kaldı. "Abi danışmadaki sana özürlü parkını göstermesi gerekirdi. Ama onun da suçu yok belki doktorlar park etmiştir orası dolu da olabilir" dedi.
Bu sözlerden sonra danışmadaki görevliyi daha çok merak etmeye başladım. Yokuştan aşağı inince nihayet muhteremi gördüm. "Bak bu halimle sabahtan beri özürlü aracımı park edeceğim yer arıyorum bulamadım dışarı park ettim. Sizi sorumlu müdürünüze şikâyet edeceğim." Adam umursamaz bir tavırla: "Tamam da bizim hastanemizin özürlü parkı yok ki" demez mi. Sorumlu müdüre gittim. Olanları anlattım o da kendi havasında sözde güvenlikçiyi arıyor yanında da bir başka işle ilgileniyor. Bir şey söylemeden çıkıyordum ardımdan: "Abi nereye gidiyorsun bak işinle ilgileniyorum sen beni dinlemeden bırakıp gidiyorsun." Bir az da öfkeli bir sesle: "Ne yapacaksın özürlü parkı nerde, neden park edemedim, bu mağduriyetime çözüm bulabilecek misin?"
Yaşanan trajedinin nihayet sonuna gelmiştik dostlar. On yıldan fazla faaliyet gösteren Mehmet Akif Eğitim ve Araştırma Hastanesine, meğerse daha yeni Özürlülerin araçlarını park edecekleri bir yer yapılıyormuş. Güzel yurdumun güzel insanı biz ne kadar uysal bir milletiz orta doğunun en geri kalmış hastanelerini andıran bir ortamda sessimizi etmeden bize yapılan her muameleyi kabullenmek acaba kolay olan mı? Benden önce bu hastanede bir doktorun yarım günde yüz on hastaya bakmasının etik olmadığını; yaşlı, özürlü insanların bir asansörle üst kata çıkmaları gerektiğini, hasta hakları olduğunu kimse söylemedi mi? Ya da söyledi de laflar havada mı kaldı?
Kimse bu hastane personeline ya da çalışanlarına burada hastalara hizmet için var olduklarını onlara karşı nazik olmaları gerektiğini hatırlatmadı mı? Hastalar olmasa onların burada varlığının bir anlam teşkil etmeyeceğini söylemdi mi? Eğer söylememişse umarım bu yazımız başta başhekimimize ve onun kadrosuna uyarı niteliğinde olur. Ne diyelim İnşallah diğer gidişimizde her şey daha iyi olur temennisinden başka söylenecek söz de kalmıyor. Saygılarımla...

 
Etiketler:
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Şanlıurfa Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları başarılı mı?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.


Hz. Muhammed
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı