SULTAN OLMAK, ASLINI ARAMAK
SULTAN OLMAK, ASLINI ARAMAK
Şanlıurfa da doğan, yaşayan ve büyüyen her 50 ve 50 yaşın üstündeki Şanlıurfalılar büyüklerinden (Ana, Baba, Büyük Ana ve Büyük Baba) hikâyeler ve masallar kulağına aşina ve dinleyen olmuştur.
Bu hikâyede zamanla gelerek kulağımıza aşina olmuştur.
Bir gün sultan saraydaki bahçıvanının yanına uğrayıp kendisine hediye edilen tayı sorar. Bahçıvan efendi, nasıl bizim tay?
Bahçıvan cevap verir. Asluhu nesluhu sultanım.
Nesi var ki? diye sorar sultan.
Sultanım, asil bir tayın sırtına sinek böcek konduğunda bunları kuyruğu ile kovalar. Bizim tay adeta bir inek gibi kafasını çevirip ağzıyla sinekleri kovalıyor.
Sultan bunun nedenini öğrenmek için tayı hediye eden adamı çağırtır. Tayın bu davranışının sebebi hakkında bilgi ister.
Tayı hediye eden adam der ki!
Sultanım, bizim tay doğduktan hemen sonra annesi öldüğü için onu ineğe emzirttik. Böylece meselenin sırrı çözülmüş olur.
Sultan adamlarına emreder. Verin bahçıvana fazladan bir kap yemek!
Başka bir zaman sultana güzel görünüşlü, iri bir hindi hediye edilir. Bir müddet sonra sultan bahçıvanın yanına varır ve hindiyi sorar. Asluhu nesluhu sultanım. der bahçıvan. Bahçıvan efendi bunun neyi var? diye sorar sultan.
Sultanım asil olan bir hindi öteceği zaman kabarır, ibiği masmavi olunca ötmeye başlar. Bizim hindi iyice kabarıyor, ibiği masmavi olup tam öteceği zaman kafasını suya daldırıyor.
Sultan işin aslını öğrenmek için hindiyi hediye eden kişiyi çağırtır. O kişi, hindinin yumurtasını ördeğin altına koyduklarını ve hindinin ördek yavruları ile birlikte büyüdüğünü anlatır. Bu meselenin sırrı da çözülmüş olur.
Padişah emreder. Verin bahçıvana fazladan bir kap yemek.
Sultan güzel bir günün sabahında bahçede yalnız başına dolaşırken bahçıvan gözüne ilişir ve ona doğru yaklaşarak, Bahçıvan Efendi, bende de bir sıkıntı var mı? der.
Bahçıvan Asluhu nesluhu efendim deyince, sultan bende de mi? diyerek son demlerini yaşayan annesine koşar.
Anacığım, inan sana kırılıp küsmem, kızmam da. Bende bir sıkıntı var mı? Diye sorar. Annesi durur, sıkıla sıkıla başlar anlatmaya Oğul babanla evlendiğimizde baban çok yaşlıydı. Ben daha 15-16 yaşlarında genç, güzel bir kızdım. Gençliğimin duygularına kapılıp bir hata ettim. Sen bizim sarayın aşçısının oğlusun.
Hakikati öğrenen sultan bahçıvana seslenir. Ey olayların perde arkasından bizlere sırlar sunan değerli insan; Tay ve hindinin durumlarına vakıf oldun.
Anladık da, benim durumumu nasıl anladın?
Bu nasıl bilgeliktir?
Söyle bakalım bana deyince;
Bahçıvan; Ey yüce sultan, Bunu anlamaktan daha kolay ne var?
Benim bildiğim sultanlar ödül verirken, Verin bir kese altın derler.
Siz ise verin fazladan bir kap yemek diyorsunuz. Alıntı
Haberi: Yakup CANBEYLİ Gazeteci & Spor Yazarı, Araştırmacı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.