NECDET ŞANSAL
Köşe Yazarı
NECDET ŞANSAL
 

ÇANAKALE RUHU

Dem Parti eş genel başkanı Tuncer Bakırhan partisinin Çanakale'de yapılan toplantısında yaptığı konuşmada, devletin tuhaf bir şekilde adını koymadığı son dönemde Öcalan çağrısı, dolaysıyla adına çözüm sureci veya Kürt açılımı denilmesi gereken durumla ilgili şunları söyledi:  "Malazgirt'ten Çanakale'ye Kürt ve Türk ittifakının geçmişteki ortak mücadelesine uygun bir süreç olmasını istiyoruz. Bir  çözüm olacaksa Çanakale ruhuna uygun kapsayıcı olmalıdır" orada savaşanların yanız Türk, Kürt, değil, Çerkez, Arap diğer etnik grupların katıldığını,Türkiye mozayiginin tüm renkleri olduğunu belirterek, ama ne yazık ki "Kurtuluş savaşına, Malazgirt savaşına  katılan Kürtlerin varlığı ve dili inkar edilmiştir." İfadesini kullanmıştır.  Gerçekten, Osmanlı devletinde olmayan ayrımcılık ve inkar,  dini ve milli unsurlar Cumhuriyet döneminde yok sayılmıştır. Oysa Mustafa Kemal kurtuluş savaşına başlarken dini ve etnik kimliklere saygılı olacaklarını belirtmış. Ancak savaş kazanıldıktan sonra, sözlerini tutmayarak halifeliği kaldırmış, İslami kültürel kurumlar iptal edilerek, latin alfabesine geçilmiş, kendilerine özgü, demokratik olmayan, laik bir düzen getirilmiştir. Böylece Kültürel olarak bir anlamda batılı devrim yapılmıştır.  Özelikle Kürtlere söz verdiği özerkliğin tersine, büyük bir baskı ve inkar politikası izlenmiştir. Kürtçe konuşma dahi yasaklanmıştır. Kürtçe konuşanlar, ırkçı yasalar çıkartılarak ağır bir şekilde cezalandırılmıştır. Bunun somut örneği Atatürk döneminde çıkartılan Şark Islahat kanunudur. Bu kanuna göre şaka değil gerçek, konuşulan her Kürtçe kelimeye bir miktar para cezası verilmiştir. Bu konuda yüzlerce  kara mizah örneği vardır.  Bunlardan yaşanmış iki çarpıcı örnek verelim:  Bir gün bir Kürt Diyarbakır'da ekmek almak için bir fırına gider, fırınciya "Dı nan bıde bıla Türki'be" der. Yani iki ekmek ver Türkçe olsun, demek zorunda kalır.Yine aynı şehirde hali vakti yerinde bir insan çarşıda, pazarda Kürtçe konuşmanın para cezası aldığı takip edildiği bir ortamda, takip eden memurlara yeterli miktarda para cezasına razı olarak istediğim kadar Kürtçe konuşacağım diyerek para vermiştir. Bir sorun kendiliğinden sebebsiz ortaya çıkmaz. Etki tepki, neden sonuç ilişkileri vardır. Kürt Sorunun çözümü sorunu kabul etmeyle başlar. Çünkü yaşanmış trajediler acı örnekler sorunun nedenidir.  Ama tüm bu gerçeklere, olgulara rağmen kendilerini sol veya sosyal demokrat, kemalist olarak tanımlayan gruplar ne yazık ki hala bir Kürt sorununu samimi bir şekilde kabul etmiyorlar. Bundan dolayı Kürt sorununda olası bir çözümün karşısında sağ muhalefetten ziyade kendilerini özgürlükçü olarak niteleyen sözde solcu Kemalist unsurlar bulunuyor. Buna bir örnek, Cumhuriyet gazetesinde deneyimli köşe yazarı Özdemir Ince, Tuncer Bakırhan'ın Çanakale'de yaptığı konuşmada Çanakale ruhundan söz etmesini eleştiriyor. Kürtlerin, sanki böyle bir deyimi kullanmalarına hakları yoktur demeye getiriyor. İnce, böylece bu önemli  konuda kendisinin ve bu cenahın uzlaşmaz görüşünü belirtiyor. Neymiş: Kürtler Malazgirt savaşına katılmamışlar, veya az miktarda bir grupla mecburen katılmışlardır. Çanakale savaşına'da isteyerek katılmamışlardır diyor. Demek ulusalcı, ulus devlet refleksi böyle bir şeymiş. Var olan gerçekleri manevi dini hasasyet ve aidiyetleri kabul etmiyorlar demek oluyor. Sayın inceye demek gerekiyor,  Kürt halkı Çanakale ve kurtuluş savaşına katıldılarsa zorla değil, din ve vatan uğruna katılmışlar severek şehit olmuşlardır. Dini inanç ve müslüman kardeşliği diye bir gerçeklik vardır. Olayları maddi olarak analiz edenler bu gerçeği bilmezler.  Kürt sorunun çözümü ırkçı görüşleri terk ederek, empati yaparak tam demokrasi ile mümkün olacaktır.
Ekleme Tarihi: 26 Şubat 2025 - Çarşamba

ÇANAKALE RUHU

Dem Parti eş genel başkanı Tuncer Bakırhan partisinin Çanakale'de yapılan toplantısında yaptığı konuşmada, devletin tuhaf bir şekilde adını koymadığı son dönemde Öcalan çağrısı, dolaysıyla adına çözüm sureci veya Kürt açılımı denilmesi gereken durumla ilgili şunları söyledi:  "Malazgirt'ten Çanakale'ye Kürt ve Türk ittifakının geçmişteki ortak mücadelesine uygun bir süreç olmasını istiyoruz. Bir  çözüm olacaksa Çanakale ruhuna uygun kapsayıcı olmalıdır" orada savaşanların yanız Türk, Kürt, değil, Çerkez, Arap diğer etnik grupların katıldığını,Türkiye mozayiginin tüm renkleri olduğunu belirterek, ama ne yazık ki "Kurtuluş savaşına, Malazgirt savaşına  katılan Kürtlerin varlığı ve dili inkar edilmiştir." İfadesini kullanmıştır. 
Gerçekten, Osmanlı devletinde olmayan ayrımcılık ve inkar,  dini ve milli unsurlar Cumhuriyet döneminde yok sayılmıştır. Oysa Mustafa Kemal kurtuluş savaşına başlarken dini ve etnik kimliklere saygılı olacaklarını belirtmış. Ancak savaş kazanıldıktan sonra, sözlerini tutmayarak halifeliği kaldırmış, İslami kültürel kurumlar iptal edilerek, latin alfabesine geçilmiş, kendilerine özgü, demokratik olmayan, laik bir düzen getirilmiştir. Böylece Kültürel olarak bir anlamda batılı devrim yapılmıştır.
 Özelikle Kürtlere söz verdiği özerkliğin tersine, büyük bir baskı ve inkar politikası izlenmiştir. Kürtçe konuşma dahi yasaklanmıştır. Kürtçe konuşanlar, ırkçı yasalar çıkartılarak ağır bir şekilde cezalandırılmıştır. Bunun somut örneği Atatürk döneminde çıkartılan Şark Islahat kanunudur. Bu kanuna göre şaka değil gerçek, konuşulan her Kürtçe kelimeye bir miktar para cezası verilmiştir. Bu konuda yüzlerce  kara mizah örneği vardır.
 Bunlardan yaşanmış iki çarpıcı örnek verelim:  Bir gün bir Kürt Diyarbakır'da ekmek almak için bir fırına gider, fırınciya "Dı nan bıde bıla Türki'be" der. Yani iki ekmek ver Türkçe olsun, demek zorunda kalır.Yine aynı şehirde hali vakti yerinde bir insan çarşıda, pazarda Kürtçe konuşmanın para cezası aldığı takip edildiği bir ortamda, takip eden memurlara yeterli miktarda para cezasına razı olarak istediğim kadar Kürtçe konuşacağım diyerek para vermiştir. Bir sorun kendiliğinden sebebsiz ortaya çıkmaz. Etki tepki, neden sonuç ilişkileri vardır. Kürt Sorunun çözümü sorunu kabul etmeyle başlar. Çünkü yaşanmış trajediler acı örnekler sorunun nedenidir. 
Ama tüm bu gerçeklere, olgulara rağmen kendilerini sol veya sosyal demokrat, kemalist olarak tanımlayan gruplar ne yazık ki hala bir Kürt sorununu samimi bir şekilde kabul etmiyorlar. Bundan dolayı Kürt sorununda olası bir çözümün karşısında sağ muhalefetten ziyade kendilerini özgürlükçü olarak niteleyen sözde solcu Kemalist unsurlar bulunuyor. Buna bir örnek, Cumhuriyet gazetesinde deneyimli köşe yazarı Özdemir Ince, Tuncer Bakırhan'ın Çanakale'de yaptığı konuşmada Çanakale ruhundan söz etmesini eleştiriyor. Kürtlerin, sanki böyle bir deyimi kullanmalarına hakları yoktur demeye getiriyor. İnce, böylece bu önemli  konuda kendisinin ve bu cenahın uzlaşmaz görüşünü belirtiyor. Neymiş: Kürtler Malazgirt savaşına katılmamışlar, veya az miktarda bir grupla mecburen katılmışlardır. Çanakale savaşına'da isteyerek katılmamışlardır diyor. Demek ulusalcı, ulus devlet refleksi böyle bir şeymiş. Var olan gerçekleri manevi dini hasasyet ve aidiyetleri kabul etmiyorlar demek oluyor.
Sayın inceye demek gerekiyor,  Kürt halkı Çanakale ve kurtuluş savaşına katıldılarsa zorla değil, din ve vatan uğruna katılmışlar severek şehit olmuşlardır. Dini inanç ve müslüman kardeşliği diye bir gerçeklik vardır. Olayları maddi olarak analiz edenler bu gerçeği bilmezler. 
Kürt sorunun çözümü ırkçı görüşleri terk ederek, empati yaparak tam demokrasi ile mümkün olacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yeniurfagazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.