Anasayfa
Yazarlar
NECDET ŞANSAL
Yazı Detayı
Bu yazı 371 kez okundu.
16 MART 1988 HALEPÇE KATLİAMI
Halepçe ili Irak Kürt bölgesinde İran sınırına yakın çoğunluğu Kürt olan bir şehirdir. Dünya, Halepçe'nin adını bu katliamla duydu.16 Mart 1988 de idam edilen Faşist diktatör Saddam Hüseyin emriyle bir akşam üstü 8 tane Rus yapımı mig uçaklarıyla, Halepçe şehirine elma kokulu kimyasal gazlar atılarak binlerce bebek, çocuk, sivil masum insan feci şekilde öldürülmüştür. Binlerce insan da ömürlerinin sonuna kadar sakat kalmışlardır.
Bu katliam tarihe, sözde müslüman Irak Arap yönetimin diğer bir müslüman Kürt halkına yaptığı Halepçe katliamı olarak geçmiştir. Unutulmayan bu katliam üzerine acılı türküler söylenmiş, dramatik filimler çekilmiştir. Arap ırkçısı Saddam Baas yönetimi, Irak kürt bölgesine 1986-1988 yılları arasında büyük bir askeri temizeme hareketi başlatmışlardı.
Bunun nedeni Irak Kürt halkının kültürel ve siyasi haklar istemeleri olmuştur. Faşist rejim bu kıyım hareketine utanmadan bir Kur'an suresinin adı olan Enfal (Ganimet) adını vererek asıl niyetlerini net olarak ortaya koymuşlardır.Yani öldür, mallarını gasp et. Oysa bunlar İslam dinini ve şartlarını da iyi bilmiyorlar veya işlerine geldigi gibi yorumladılar.
Çünkü Kürt halkı bir müslüman halktır, İslam dinini hemde Araplardan sonra ilk kabul eden bir halktır. Bundan dolayı İslam dinin bir müslüman insanın veya milletin canı, malı diğer müslümanlara haramdır. Kafir dahi olsalar önce dine davet edilir. Kabul etmeseler bile, cizye yani vergiye tabi tutulurlar.
Saddam rejiminin Enfal bir soykırım temizleme hareketinde 200 bin Kürt çoluk, çocuk, kadın demeden öldürülmüştür. Yalnız Başkan Mesut Barzani aşiretinden 8 bin insan öldürülmüştür. Barzani bizzat silahları ve sırtında roketiyle Baas ordusuna karşı kahramanca savaşmıştır.
Bu tenzil hareketi Halepçe'yı de kapsamıştır. Irak, Iran savaşı (1980-1988) yılları arasında olmuştur. Halepçe Kürt halkı, Saddam güçlerinin kendilerine karşı yaptıkları mezalim'den ötürü Halepçe"ye giren İran askeri güçlerini sevinçle karşılamışlardır. Işte bundan ötürü Saddam kuzeni korgeneral Ali Hasan El Mecit adındaki kuzenine kimyasal bomba tedarik edilmesini uçaklarla atılmasını emretmiş, bunun sonucunda uçaklar Halepçe'ye Japonya Hirişomaya atılan kimyasal bombalarin bir benzerini bu Kürt şehrine atmış, önce elma kokusu verilen en ölümcül gazlar sonucunda beş bin cıvarında çoluk çocuk kundaktaki bebekler öldürülmüştür. Binlercesi yaralanmıştı. Bombaları tanzim eden caniye kimyasal Ali denilmiştir. Halepçe'ye atılan kimyasal bombalar sonrası gizlice şehire giren basın mensupları gördükleri manzara karşısında şok geçirmişlerdir. Cadelerde, duvar diplerinde. Yeşile dönmüş, şişmiş her taraf dolu cesetler gördüklerini yazmışlar, anlatmışlardir. Bunlardan bir BBC muhabiri şöyle demiştir " Birçok savaşlar gördüm. Ama ömrümde böyle korkunç bir katliam görmedim. Bebekler annelerinin kucaklarında süt emerken feci bir şekilde ölmüşler. Bazıları yemek ağızarında kalarak ölmüşlerdir." Kürt katliamını birçok ülke kınadı. Parlamentoları bunu insanlığa karşı bir suç olarak kabul ettiler. Bu büyük hunhar katliamin en dramatik, düşündürücu tarafı ise hiç bir Islam ülkesi bu katliami kınamadılar. Katliamdan üç yil sonra 1991 de Senegal'de yapılan İslam ülkeleri zirvesinde 57 müslüman ülkenin hiç biri ümmetin bir meselesi olan bu feci katliamı gündeme bile getirmediler.
İnsan haklı olarak sormaz mı bu nasıl müslümanlık veya hangi müslümanlık'tan söz ediyorsunuz demez mi?
Islâm birliğini Müslüman birliğini isteyen evvella kendi iç sorunlarını kabul eder, çözüm getirir.Yoksa hepsi sözde kalır. İcraatta, tatbikatta değil, sözde müslüman olunur.
Bu katliamın diğer unutulmayan tarafı ise Filistin yönetimlerinin El fetih, Yasar Arafat, Hamas, Halit Meşal, sağcısı solcusu hepsi Saddam Hüseyin katiline destek vermişlerdir. Bununla yetinmemişler Filistin'e sanki bir kahraman gibi Saddam heykeli dikmişlerdir.
Oysa Kürt militanları Israil'e karşı savaşmış, ölmüşler. Cezaevinde kalmışlar. Bunlardan biri tanınmış Kürt aydın ve yazarı Faik bulut, İsrail hapishanesinde 7 yıl yatmıştir.
Bu fedakarlığın karşılıği ise Kürtlere ihanet olmuştur. Böylesi sahte, sözde müsluman kardeşliği olmaz olsun.
Oysa Selahaddin Eyyübi'nin torunları olan Kürt halkı İslam dinin savaşçı bir halkıdır. 88 yıllık Haçlı işgalinden Kutsal Kudüs şehrini kurtarmışlardir.
Sonuç olarak ben insanım, ben müslümanım diyen kimse, zulüm ve hakızlık Kürt, Türk, Arap, suni, Alevi, kime yapılırsa yapılsın, kendisine yapılmış gibi kabul eder.
Bu vesile ile Siyonist Israil Netanyahu hükümetinin Filistin masum halkına yapılan katliamları lanetlemek gerekiyor.
Ekleme
Tarihi: 16 Mart 2025 - Pazar
16 MART 1988 HALEPÇE KATLİAMI
Halepçe ili Irak Kürt bölgesinde İran sınırına yakın çoğunluğu Kürt olan bir şehirdir. Dünya, Halepçe'nin adını bu katliamla duydu.16 Mart 1988 de idam edilen Faşist diktatör Saddam Hüseyin emriyle bir akşam üstü 8 tane Rus yapımı mig uçaklarıyla, Halepçe şehirine elma kokulu kimyasal gazlar atılarak binlerce bebek, çocuk, sivil masum insan feci şekilde öldürülmüştür. Binlerce insan da ömürlerinin sonuna kadar sakat kalmışlardır.
Bu katliam tarihe, sözde müslüman Irak Arap yönetimin diğer bir müslüman Kürt halkına yaptığı Halepçe katliamı olarak geçmiştir. Unutulmayan bu katliam üzerine acılı türküler söylenmiş, dramatik filimler çekilmiştir. Arap ırkçısı Saddam Baas yönetimi, Irak kürt bölgesine 1986-1988 yılları arasında büyük bir askeri temizeme hareketi başlatmışlardı.
Bunun nedeni Irak Kürt halkının kültürel ve siyasi haklar istemeleri olmuştur. Faşist rejim bu kıyım hareketine utanmadan bir Kur'an suresinin adı olan Enfal (Ganimet) adını vererek asıl niyetlerini net olarak ortaya koymuşlardır.Yani öldür, mallarını gasp et. Oysa bunlar İslam dinini ve şartlarını da iyi bilmiyorlar veya işlerine geldigi gibi yorumladılar.
Çünkü Kürt halkı bir müslüman halktır, İslam dinini hemde Araplardan sonra ilk kabul eden bir halktır. Bundan dolayı İslam dinin bir müslüman insanın veya milletin canı, malı diğer müslümanlara haramdır. Kafir dahi olsalar önce dine davet edilir. Kabul etmeseler bile, cizye yani vergiye tabi tutulurlar.
Saddam rejiminin Enfal bir soykırım temizleme hareketinde 200 bin Kürt çoluk, çocuk, kadın demeden öldürülmüştür. Yalnız Başkan Mesut Barzani aşiretinden 8 bin insan öldürülmüştür. Barzani bizzat silahları ve sırtında roketiyle Baas ordusuna karşı kahramanca savaşmıştır.
Bu tenzil hareketi Halepçe'yı de kapsamıştır. Irak, Iran savaşı (1980-1988) yılları arasında olmuştur. Halepçe Kürt halkı, Saddam güçlerinin kendilerine karşı yaptıkları mezalim'den ötürü Halepçe"ye giren İran askeri güçlerini sevinçle karşılamışlardır. Işte bundan ötürü Saddam kuzeni korgeneral Ali Hasan El Mecit adındaki kuzenine kimyasal bomba tedarik edilmesini uçaklarla atılmasını emretmiş, bunun sonucunda uçaklar Halepçe'ye Japonya Hirişomaya atılan kimyasal bombalarin bir benzerini bu Kürt şehrine atmış, önce elma kokusu verilen en ölümcül gazlar sonucunda beş bin cıvarında çoluk çocuk kundaktaki bebekler öldürülmüştür. Binlercesi yaralanmıştı. Bombaları tanzim eden caniye kimyasal Ali denilmiştir. Halepçe'ye atılan kimyasal bombalar sonrası gizlice şehire giren basın mensupları gördükleri manzara karşısında şok geçirmişlerdir. Cadelerde, duvar diplerinde. Yeşile dönmüş, şişmiş her taraf dolu cesetler gördüklerini yazmışlar, anlatmışlardir. Bunlardan bir BBC muhabiri şöyle demiştir " Birçok savaşlar gördüm. Ama ömrümde böyle korkunç bir katliam görmedim. Bebekler annelerinin kucaklarında süt emerken feci bir şekilde ölmüşler. Bazıları yemek ağızarında kalarak ölmüşlerdir." Kürt katliamını birçok ülke kınadı. Parlamentoları bunu insanlığa karşı bir suç olarak kabul ettiler. Bu büyük hunhar katliamin en dramatik, düşündürücu tarafı ise hiç bir Islam ülkesi bu katliami kınamadılar. Katliamdan üç yil sonra 1991 de Senegal'de yapılan İslam ülkeleri zirvesinde 57 müslüman ülkenin hiç biri ümmetin bir meselesi olan bu feci katliamı gündeme bile getirmediler.
İnsan haklı olarak sormaz mı bu nasıl müslümanlık veya hangi müslümanlık'tan söz ediyorsunuz demez mi?
Islâm birliğini Müslüman birliğini isteyen evvella kendi iç sorunlarını kabul eder, çözüm getirir.Yoksa hepsi sözde kalır. İcraatta, tatbikatta değil, sözde müslüman olunur.
Bu katliamın diğer unutulmayan tarafı ise Filistin yönetimlerinin El fetih, Yasar Arafat, Hamas, Halit Meşal, sağcısı solcusu hepsi Saddam Hüseyin katiline destek vermişlerdir. Bununla yetinmemişler Filistin'e sanki bir kahraman gibi Saddam heykeli dikmişlerdir.
Oysa Kürt militanları Israil'e karşı savaşmış, ölmüşler. Cezaevinde kalmışlar. Bunlardan biri tanınmış Kürt aydın ve yazarı Faik bulut, İsrail hapishanesinde 7 yıl yatmıştir.
Bu fedakarlığın karşılıği ise Kürtlere ihanet olmuştur. Böylesi sahte, sözde müsluman kardeşliği olmaz olsun.
Oysa Selahaddin Eyyübi'nin torunları olan Kürt halkı İslam dinin savaşçı bir halkıdır. 88 yıllık Haçlı işgalinden Kutsal Kudüs şehrini kurtarmışlardir.
Sonuç olarak ben insanım, ben müslümanım diyen kimse, zulüm ve hakızlık Kürt, Türk, Arap, suni, Alevi, kime yapılırsa yapılsın, kendisine yapılmış gibi kabul eder.
Bu vesile ile Siyonist Israil Netanyahu hükümetinin Filistin masum halkına yapılan katliamları lanetlemek gerekiyor.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.